top of page

Din ve Bilim Karşı Karşıya: Galileo Galilei

Kilise ve bilimin karşı karşıya gelmesinin meşhur hikayesi.

galileo galilei teleskop kilise ve galileo

Galileo herkesçe bilindiği üzere, aslında gökbilimci olmak isteğiyle başlamadı eğitimine. Hatta öyle ilginçtir ki eğitimine yerel bir manastırda başlamıştır. Daha sonra da doktor olmak için eğitimine devam etmiştir. Ömrü boyunca fikirleri sebebiyle kilise ile karşı karşıya gelecek olan Galileo'nun eğitimine manastırda başlaması biraz ironik bir durum. Ama Galileo doktor olmak da istemeyecekti. Biyoloji ilgisini çekmeyecekti. Bu sebeple bir karar aldı ve 4 yıl eğitim almasına rağmen diplomasız şekilde okulu bıraktı.

Felsefe; onunla beslenmesini bilenler için gerçek bir besin kaynağı olmuştur.
galileo galilei

Bu dönemlerde evren modeli olarak Dünya merkezli bir teori kabul görüyordu. Aristoteles ve Batlamyus'un görüşlerine dayanan bu model, Dünya'yı evrenin merkezine koyuyordu. Galileo'da bu görüşe tamamen zıt bir fikir ortaya koyacak ama kolay olmayacaktı. Bu fikrin ortaya çıkması için öncelikle 1609 yılında uzaktaki nesneleri yakındaymış gibi gösteren bir cihazın Hollanda'da icat edilmesi gerekecekti. Evet bu cihaz teleskopun ta kendisi. Yoksa siz teleskopu Galileo'nun icat ettiğini sanan kişilerden misiniz? Galileo bu cihazdan haberdar olunca kendisi için de bir tane yapmak istedi. Ve yaptığı ilk teleskoplar ile nesneleri 8 kata kadar büyütmeyi başardı. 1610'da ise 10 kat...


Bu gelişmeler ile birlikte Galileo artık başka bir dünyaya adım attı. Gözünü gökyüzüne çevirdi ve 1609-1610 yılları arasında Ay'daki dağları, Jüpiter'in 4 uydusunu ve Samanyolu'ndaki birçok yıldızı keşfetti. Ayrıca Satürn'ün meşhur halkasını da gözlemledi ama farkında değildi.

Kalabalık halk yığınlarının alkışını, bilgili az sayıdaki kişilerin takdirine tercih ederek tatmin olanlar vardır.

Tüm bu olumlu gelişmelerle birlikte teleskop Galileo'nun başını derde sokacaktı. Çünkü dönemin kilisesi Aristoteles ve Batlamyus'un geleneksel dünya görüşünü desteklerken Galileo karşıt bir görüşe sahipti. Her şey apaçık olmasına rağmen öne sürdüğü kanıtlar görmezden gelindi ve Galileo hüsrana uğradı. Buna rağmen asla vazgeçmedi. Ve din ile bilim arasında bir çatışma başladı. Peki kilise neden bu kadar tedirgin ve sert bir tutuma sahipti. Cevap oldukça basitti. Çünkü Galileo'nun savunduğu bu fikir din ile ters düşüyordu ve kutsal kitabın sorgulanmasına sebep oluyordu. Bu da o dönemdeki kilisenin otoritesini sarsıp güvenini düşürecekti.


1616'da Roma Katolik Engizisyonu, Galileo'yu sapkınlık ile suçladı ve soruşturma başlattı. Bu soruşturma birkaç günde sonuçlandı. Güneş merkezliliğin kutsal kitapla çeliştiğini ve dolayısıyla bu görüşün sapkınlık olduğu kararına varıldı.

Bilim, ilerlemekten başka bir şey yapmaz.

Tüm bu olaylardan sonra 1632'de Galileo yargılanmak üzere Roma'ya çağrıldı. Galileo 70 yaşında yorgun ve hasta idi. Müfettişler işkence ile tehdit ederek Galileo'yu pes ettirmek istediler. Uzun bir süre boyunca Galileo suçlamaları kabul etmedi ama en sonunda kabul etmek zorunda kaldı. Katolik Kilisesi'nin, Galileo'nun başından beri haklı olduğunu kabul etmesi 300 yıldan fazla sürdü. Galileo bu zaferini göremedi ama tarih haklı olanları yazar. Ve günümüzde dahi bilime ilham vermeye devam ediyor. 1989'da Jüpiter ve uydularını incelemek için gönderilen insansız bir uzay aracına onun adı verildi.


Tavsiye: Yazı içerisindeki alıntıların kaynağı olan ve Galileo'nun sohbet havasında, herkesin anlayacağı şekilde yazdığı, fikrini ispat girişimini konu alan "İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog" kitabını okuyabilirsiniz.

13 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Okuduğun bu içerik hoşuna gittiyse benzer içerikler için Ücretsiz bültene abone olabilirsin.
İstediğin zaman tek tıkla ayrılabilirsin.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

bottom of page